|
60'lı yılların sonlarına doğru, Londra ve New York duvarlarına yazılmış bir graffiti onun yeteneğinin kanıtlıyor:
"Clapton is God"...
Eric Clapton... İnişler ve çıkışlarla dolu müzik yaşamı, acılar ve trajediler, uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, kötü giden aşk hayatı ve kaybedilenler...Yaşadığı fırtınaların etkisini ancak gitarının tellerinden sızan
notalar bastırıyor.
30 Mart 1945'te Ripley, Surrey'de gayrimeşru bir çocuk olarak dünyaya geldi Eric. Daha bebekken annesi tarafından büyükannesi ve büyükbabasının yanına bırakılmış. 9 yaşına gelene kadar annesini kızkardeşi; büyükannesini de annesi bilmiş!.
Gençlik döneminde İngiliz televizyonunda yayınlanan Jerry Lee Lewis Show'a katılan Clapton, geleceği dair ilk sinyalleri bu programda vermiş. Lewis'in inanılmaz performansı genç Eric'in blues ve R&B 'a olan tutkuları birleşince, içinde
gitar çalmayı öğrenmek için dayanılmaz bir istek doğmuş. Kingston College'de vitray tasarımı okuyarak başladığı eğitim hayatı, sınıfta gitar çaldığı için okuldan atılınca son bulmuş. Bir laborant olarak çalışırken de boş zamanının çoğunu büyükbabasının
aldığı elektrogitarı çalarak geçiriyormuş.
Zaman içinde Roosters ve Casey Jones gibi birçok İngiliz Blues grubunda çalan Clapton, Yarbirds grubuyla şöhrete ulaştı. Bu grupta yer alanlar 60’ların gitar efsaneleri olan Jimmy Page ve Jeff Back’di. Grup, blues esintileri taşıyan rock
müzikleriyle büyük ilgi görmüştü gençlerden. Clapton gitarının kopan tellerini sahnede takarak yaptığı gösteriyle meşhur oldu ve “Slowhand” lakabını aldı.
İlk iki albümlerinin (Five Live Yarbirds ve For Your Love) başarısına rağmen Clapton, grubun bluesdan uzaklaşıp popa yönelmesinden rahatsızlık duydu ve 1965’te gruptan ayrıldı. John Mayell’in Bluesbreakers adlı grubuna katıldı ve kısa sürede grubun beyni haline geldi.
1966'nın ortalarında basçı Jack Bruce ve davulcu Ginger Baker'la birlikte kendi grubu Cream'i kurmak için bu gruptan da ayrıldı. Kısa süre sonra Cream 60'ların en ünlü grubu oldu. İlk üç albümlerinin başarısı (Fresh Cream, Disraeli
Gears ve Wheels of Fire) ve turneleriyle Beatles ve Rolling Stones'unkine yaklaşan uluslararası bir üne kavuşurken, Clapton hayranlarının gözünde gittikçe bir ilah haline dönüştü. Aslında "Clapton is God" söyleyişi grubun dağılmasında da önemli bir rol
oynadı. Gruptaki kişilerin ego çatışmalarına uyuşturucu problemleri de eklenince 1968'de bir veda turnesine çıkan grup, 1969'da yayınlanan Goodbye albümünün ardından sevenlerine veda etti.
1969'un başlarında davulda Baker, basçı Rick Grech ve Traffic grubundan Steve Winwood'la birlikte rock müziğinin ilk süper grubu olarak bilinen Blind Faith'i kurdu ve aynı ismi taşıyan tek albüm
çıkardılar. Biletleri anında tükenen, Amerika'nın 24 şehrini kapsayan turneleri grup üzerinde büyük stres yarattı ve bir yıldan kısa bir süre içinde dağıldılar. Clapton, bir süre Blind Faith'in ön grubu olarak sahneye çıkmış olan Delaney&Bonnie'ye gitar çaldı.
Bu üçlünün 1970'de çıkardığı albüm büyük hayal kırıklığı yarattı. Albümde yer alan basçı Carl Radle, keyboardcu Bobby Whitlock ve davulda Jim Gordon'la birlikte kendilerine Derek and the Dominos adını verip, Clapton'ın
double albümü Layla ve Other Assorted Love'ı kaydetmeye başladılar. Acı dolu karşılıksız bir aşkı anlatan Layla'da Clapton, yakın arkadaşı George Harrison ve onun karışı Pattie arasında geçen zor bir aşk üçgeninden esinlenmişti. (Sonunda Clapton 1979 yılında
Pattie ile evlendi ve 1988'e kadar evli kaldılar.)
UYUŞTURUCU GÜNLERİ
Ne yazık ki üzerindeki kişisel baskılar ve kariyer endişesi sanatçıyı eroin bağımlılığına sürükledi. Derek and the Dominos da başarısızlıkla sonuçlanan ikinci albüm girişiminden sonra dağıldı. 70'lerin ilk yarısında düşüşe
geçen Clapton, kendini tamamen uyuşturucuya verdi. Ama bir arkadaşının tavsiyesi ile elektro-akupunktur tedavisine başladı ve tamamen temizlendi. Bob Marley'in “I shot the Sheriff” adlı parçasının cover versiyonunu da seslendirdiği 461 Ocean Boulevard albümüyle
yeniden kendini buldu.
Bazı eleştirmenler ve hayranları, Clapton'ın yeni tarzını çok fazla vokale dayalı ve gitarist kimliğinden uzaklaşmış buldular. 1980'de yayınlanan Just One Night albümü, bu eleştirilerin ışığında hazırlanmıştı. Ama ne yazık ki
bu yıllarda Clapton'ın ciddi bir alkol problemine sürüklendi. 1981'de bir süre hastahanede yatarak alkolizm tedavisi gören Clapton, hayatının en yaratıcı dönemlerinden birine girdi ve ardarda başarılı albümler çıkardı.
Another Ticket (1981), Money and Cigarettes (1983), Behind the Sun (1985), August (1986) ve Journeyman (1989).
Bazıları Clapton'un uyuşturucu günlerinde yakaladığı performansa asla tekrar çıkamadığını düşünse de sanatçının efsanesi durmadan büyümeye devam etti. 1988 yılında Polygram'ın yayınladığı Clapton'ın kariyerinin bir özeti
olan dört CD'lik Crossroads albümü ona iki Grammy ödülü birden kazandırdı.
YALNIZ EFSANE
1990’lı yıllarda ise kader Clapton’a çok kötü bir oyun oynadı. Yakın arkadaşları olan gitarist Stevie Ray Vaughan ve ekip elemanları Colin Smythe ile Nigel Browne korkunç bir helikopter kazasında yaşamlarını yitirdiler. Birkaç ay
sonraysa bir başka trajedi bekliyordu onu. İtalyan model Lori Del Santo’dan olan 4 yaşındaki oğlu Connor, annesinin Manhattan’da oturduğu gökdelenin 49. katından düşerek öldü. Clapton dayanılmaz ıstırabını notalara döktü ve ortaya 1992 yılında Grammy kazanan, oğluna
adadığı yürek parçalayan şarkısı Tears in Heaven ortaya çıktı. Clapton o yıl bu parça ve Unplugged albümü ile toplam 6 Grammy kazandı. 1994 yılında blues parçalarına dönüş yaptı ve From the Cradle ile hayranlarını
ve eleştirmenlerini bir kez daha fethetti.
Bugün 55 yaşında olan Clapton durup dinlenmeden çalışıyor. Şubat 1997’de John Travolta’nın filmi Phenomenon için yaptığı Change the World adlı parçayla Yılın Plağı ve En İyi Erkek Vokal dallarında yine iki Grammy aldı. Hemen
ertesi yıl yayınlanan Pilgrim albümü ise Clapton’un uzun müzik yaşamı içindeki en iyi performanslarından biri olarak gösteriliyor. Rock&Roll Ünlüler Müzesi’ne Yarbirds ve Cream üyesi olarak daha önce iki kez giren efsanevi gitarist, 2000 yılı içinde solo
artist olarak bir kez daha bu müzedeki yerini aldı. Clapton müzik hayatına 40’a yakın ödül sığdırdı.
|