| |
KISA BİR SÖYLEŞİ
Meditasyon yapmıyorum. Çoğu müzisyen yapmaz. Müzik meditasyondur.
İzlanda'da yürüyüşlere çıkıp şarkı söylerdim. Alçak sesle başlarsın,
çünkü ancak bu kadar sesi kontrol edebilirsin. Sonra yavaş yavaş
cüretlenirsin ve farkına varmadan bir şarkı ortaya çıkıverir. Sözler
yolu gösterir, koro kısımları da yükseltilerdir. İki saat böyle
yürüdükten sonra döndüğünde meditasyon da yapmış olursun. Ruh
doktoruna gidip bilmeceni çözmelerini sağlasan, bir daha içinden
şarkı yazmak gelmez.
Yüz yıl önce aynı yetenekle doğsam sokak çalgıcısı oturdum. Her
albümün arkasında ofisler dolusu insanın oluşturduğu bir mekanizma
var. Bu çok anlamsız. Bir şarkın varsa, onu birinin dinlemesini
istersin. Bu temel bir ihtiyaçtır. Odamda otururken bestelediğim bir
parçayı internet aracılığıyla on dakikada isteyene dinletebilmek
harika. Benim gibi biri, yaptığı iş için anlamsız miktarda fazla
para kazanıyor. Güce dayanan ve bürolarda insanları çalıştıran bir
sistem söz konusu. Benim cevabım ortada bir yerde: Müzisyenter
sokağa düşmesin ama, üç dakikalık bir pop şarkı üzerine bir
imparatorluk da kurulmasın.
Müzisyenlere hep film teklifi gelir. Neden bizim iyi oyuncu
olacağımızı düşünürler anlamıyorum. Sahnede şarkı söylemek
olabilecek en içe dönük eylem. Bir fanusta yaşamak gibi. Oyunculuksa
tamamen iletişime yönelik. Bir film seti cehennemin dikâlâsıdır.
Uyanır uyanmaz her şeyine karışan on kişiyle konuşmak zorundasın.
Duygu fahişeliği gibi bir şey.
Kasım 2000
muskaposta@yahoo.com
|
|