Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web


 

 
 
 

KENT ROCKCULARI - Bir Röportaj

Türkiye’de rock müziğin mihenk taşlarından biri olan Bulutsuzluk Özlemi yine farklı bir albüm, "Numara" ile hayranlarına merhaba dedi.
15 yıl önce Bodrum'da sahnedeki uzun saçlı adamlar çıkıyor ve tuhaf şarkılar söylüyordu:
 "Aklımı tutamadım kafa tasımda uçtu uçtu","Kütürdet beni rutubet"…
Günümüzde yeni yeni palazlanmaya başlayan Türk Rock gruplarının öncüsü olacak gruptu bu şarkıları söyleyen. Bulutsuzluk Özlemi 15 yıldır hemen her albümde farklı kadroyla dinleyici karşısına geçti ve gayet güzel şarkılarla izleyici ve dinleyicilerini artırdı. "Yaşamaya Mecbursun", "Uçtu Uçtu", "Sözlerimi Geri Alamam", "Güneşimden Kaç", "Yol" derken şimdi "Numara" isimli albüm çıktı piyasaya. Ama bu albüm diğerlerinden biraz farklı. İçinde darbukaların, meylerin, teflerin olduğu bir sound ve şiirsellik hakim "Numara"ya. "Numara" ve "Aşk Çok Para Yok" protest beklentileri karşılayacak. "Pamfilya’da", "Kaybolan Şehir" ve "Yağmur"un da romantiklere yönelik. Sound’da değişiklik olur da grupta olmaz mı? Grubun yıllardır gitaristliğini yapan Akın Eldes artık yok. Onun yerinde Serdar Öztop var. Sorularımızı Nejat Yavaşoğulları arkadaşlarının yerine yanıtladı.

"Numara" şarkısı akla biraz Big Brother’ı getiriyor? İnsanların izlenmesi, numara verilmesi filan...
İnsanlar yuvarlanan çarklara uymuş gidiyor da onun dışına çıkıp hop diyen sesler duyulmuyor. O endişeyle yazılmış bir şarkı bu. İnsanı hiçe sayan bir toplumsal düzen. Kapitalizm olan başka ülkelerde bile bunun bir dengesi var. İnsanların cebinden parasının hortumlanması engelleniyor. Ama Türkiye’de bu yok. Birey kaderine terk edilmiş durumda. İnsanların robot şekline ve kimliksiz nesneler haline getirilmesine hepimiz adına karşı çıkan bir şarkı o.

Grupta yine değişiklik var. Gitaristiniz Akın Eldes yok. Neredeyse ilk kadrodan Sina Koloğlu ile siz kaldınız.
Grup giderek çizgisini yükseltirken ona ayak uyduramadı bazı arkadaşlar, ilk değişimler böyle oldu. En son Akın ile olan pek umulmayacak bir şey değildi. Fakat herkese aynı etkiyi yapmıyor müzik basamakları. Kendisi sıkıldı belki. İstediğimiz çalışma ortamını sağlayamadık. Bu albümde sound konusunda bir farklılık yaratalım istiyordum ben. Bunu da yapacak olanlar Akın ve bendim. Ama birlikte çalışamadık. Çalışmalara zevkle katılmıyordu mesela. Sonra Süleyman Balcıoğlu geldi. Onunla da tam anlamıyla yapamadık. Son olarak Serdar Öztop girdi gruba. Keşke albümün başında gelseydi.

İstediğiniz değişikliği yaptınız gibi. Çünkü üç sene önceki "Yol" albümünde sound’unuz daha sertti, "Numara"ya yumuşak bir sound hakim.
"Yol" sertti ve müzik eleştirmenleri neredeyse en iyi albümümüz olarak değerlendirdiler onu. O dönemde konserlerde bizi dinleyen gençler arasında "siyah tişörtlüler", ön saflarda yer aldıkları için bizi daha fazla etkilemiş olabilirler. Nerede sert gitarlar filan diyorlardı. Bulutsuzluk Özlemi’nin de bir söylemi var ve aslında onunla örtüşüyor. Beste yapan kişi olarak benim de içimde kalan şeyler vardı. Metallica grubu çok hoşuma gider. Biz metalci filan değiliz ama o sound’un da güzel tarafları var. Zaten "Yol" için tam da metal albümü diyemeyiz, hard rock. Bulutsuzluk Özlemi’nin müzik yelpazesi geniş. Çünkü grupta değişik müzikleri seven insanlar var. Ben de bütün müziklerden neredeyse ortak bir tat alabiliyorum.

Bu albümde olan Türk müziği etkileri gibi mi mesela? Darbukalar, udlar, meyler..
"Yol" albümünden önce bu tarz bir şeyler yapalım diye düşünüyordum. Biz düşürken "No Quarter" albümünü çıkarttı Jimmy Page. Onlar yabancı olduğu için bizim motiflere daha farklı bakıyorlar. Öyle olmasını da istemiyorum, çünkü o bir Batılının bize bakışı. Mesela bizim şarkılarda, tam Türk müziği gamları denemezse de, gamlardan parçalar var. Yine de bir modernlik giriyor bir yerinden. Bu toprakta müzik yapıyoruz ve bu toprağın insanına, - üniversitede okusa bile - bir Kürdili hicazkâr makamı İngiliz’e ya da Fransız’a ettiğinden daha farklı şeyler ifade ediyor. İnsanın müzikteki deneyimleri artıkça böyle değişikliklere ihtiyaç duyuyor.

Alaturkaya kaçmasında Erdal Kızılçay ile çalışmanın etkisi var mı?
"Güneşimden Kaç" albümünde Okay Temiz ile çalıştık. Ama o albümde darbukayı biraz geri çektim. Bu albümde daha profesyonel çalışalım istedik. Bu yüzden Erdal Kızılçay bizle birlikteydi. Çok yetenekli ama tabii ki her grubun bir çizgisi var ve bunu çok hassas bir şekilde koruduk. Ben onun kadar alaturka düşünmüyordum. İkimiz bir araya gelince bunu çok iyi ayarladık. Profesyonelce sınırları çok iyi çizdik. Zurna ile bir şeyler yapmaya düşünüyoruz hâlâ.

Ama ondan önce caz yaptınız, "Ankara Sokakları" parçasında.
Müzik olduğu zaman sınır olmuyor. Ama insanın esas kalbinin olduğu yer var. Bizim için bu, rock müzik; o da albümde her haliyle var. Ama caz müziği güzel bir müzik, buna hayır diyebilir miyiz? Belki, tam cazcı gibi çalmıyoruz. Ve belki de cazcılar bizde eksiklikler buluyordur ama çalarken bizim için farklı bir tat oluşuyor. Her çeşit müziğin yapılabileceğini anladık. Çünkü rock grubunda dinleyici tarafından bir kompleks yaratılıyor. Grupta, bunu yaparsak bize ne derler filan gibi bir otokontrol başlıyor. Biz bunu aştık. Ama gene de merakla bekliyoruz dinleyicilerin tepkilerini.

Bulutsuzluk Özlemi’nin 15 yaşını doldurması ile bir ilgisi var mı bu rahatlamanın?
Ben her zaman yeniden başlar gibi düşünmüşümdür. Mesela "Yaşamaya Mecbursun" albümü ile dinleyicimiz arttı, ondan sonra bizden belki benzer bir albüm bekliyorlardı. Sıfırdan başlar gibi yapmamız lazım, dedim. "Yol" albümü biraz da agresif, dinleyici beklentisi olmayan bir albüm gibi oldu. Bütün bunlar o grubun farklılığını gösterir. "Ne olacak, gittiğimiz konserler iyi geçiyor, bizi tanıyorlar artık" gibi düşünmedik, biz müzisyen olarak rahatladık. Kompleksimiz kalmadı. Belli bir dinleyici sayısına ulaştıktan sonra rahatlama oluyor ama esas rahatlama 5 - 6 tane albüm yaptığınız zaman oluyor. Yeterki müzik iyi olsun. Esasında müziğin türleri iyi ya da kötü olarak ayrılamaz, iyi ve kötü müzik vardır. Bunu anladık. Gelecek albümde daha da farklı bir şey yapabiliriz.

Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası’yla bir konser verdiniz, niye bu yeni düzenlenmiş parçalardan bir tane koymadınız albüme?
Çünkü onu kaydettik ve ayrı bir albüm olarak çıkarmayı düşünüyoruz. O konserler için yalnızca 10 şarkının düzenlemeleri yapıldı. Fikir babası Hakan Erdoğan. Bizimle bir konser yapmıştı. Sonra arayıp Ankara’da Rengin Gökmen’in şefliğinde konservatuvar orkestrası ile klasik ve rock diye bir konser yapalım mı, dedi. Yaptık, çok da iyi oldu. Sonra İzmir ve Bursa Senfoni Orkestraları ile çaldık. Bunu da bir albüm haline getirmek lazım çünkü stüdyoya 40 - 50 kişiyle girip böyle bir sound elde etmenin imkânı yok. Konserden kaydedilen bir albüm olacak.

muskaposta@yahoo.com

 




 

Baba Sayfa
Önder Focan
İ.Paydaş
Uç Noktalar
ArifMardin
Gitarın Tarihi
Hip Hop
Neil Young
G.Harrison
Björk
Telif Hakkı
Bulutsuzluk
Kültür
K.Gündemir
Müzikal Beyin
Matematik
Kabullenmek
Eurovision

Hazırlayan

T O R A N A G A
BÜYÜKBABA

muskaposta@yahoo.com