| |
Turkey 12 points!
La Turquie 12 points!
Avrupa’nın muhtelif şehirlerine giderdik. Ekran başında Avrupalı
kentlerin güzelliklerini seyrederdik. Her dilde ‘merhaba’, ‘bol
şans’ demeyi öğrenmeye çalışırdık. Çok güzel bir stüdyoda emektar
yaşlı bir sunucu ve onun yanında her dile vakıf güzel mi güzel bir
başka sunucu olurdu. Şarkılar sıra sıra geçerdi. Oylama beklenirdi.
Oy veren ülkenin başkentine gidilirdi ‘evcek’. “Yok bunlar bize puan
falan vermez, siyaset var bu işin içinde” denirdi ve o bağlanılan
ülkeden, spikerin şu sesi bölerdi geceyi:
“Here are the results of ..... jury: Turkey two points. La
Turquie deux points.”
İşte yazı burada başlıyor.
“Seyretmedim” diyenler bile en azından birini seyretmiştir.
Tek kanalda o vardı. Nüfus kağıtları eskimeye başlayanlar iyice
hatırlar. En azından bir kere olsun aile meclisinde Yunanistan’ın,
Kıbrıs Rum Kesimi’ne ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin de Yunanistan’a tam
puan yollamasına hep birlikte sinirlenmediniz mi? Seyrettiniz ya da
seyretmediniz... İşte Türkiye’nin Eurovision yolculuğu...
1975: Bir ilk. Semiha Yankı ve Seninle Bir Dakika ile
Stockholm. İlk kez on dokuzuncu oluyoruz; bir diğer deyişle sonuncu.
Sonunculuk değil; ama gidişi, yarışması, şarkısı, sırası, kıyafeti
her şeyi tartışılıyor. Şarkının hakkı ancak yıllar sonra veriliyor.
Son kırk yılın şarkıları CD’sinde yerini alıyor.
1978: Nilüfer ve Grup Nazar, Sevince’yi seslendiriyor.
20 ülke arasında on sekizinci oluyoruz. İsrail birinci oluyor.
1979: Türkiye elemelerinin galibi Maria Rita Epik.
Başbakan Bülent Ecevit. İsrail’e gitme konusunda hassas.
Katılmıyoruz.
1980: Hatırlamanız lazım. Ajda Pekkan ve Petrol. O
zamandan belli petrolün ne işler açacağı. 19 ülke arasında on
beşincilik geliyor. 12 tam puanı kardeş Fas veriyor. 1980 yılının
birincisi de tanıdık : Johnny Logan.
1981: Modern Folk Üçlüsü ve Ayşegül Aldinç ile
katılıyoruz. On sekizinci oluyoruz.
1982: Neco, Hani diyor. 18 ülke arasında on
beşinciyiz.
1983: Çetin Alp ve Opera. Anlamıyorlar bizi. O yüzden
puan vermiyorlar.
1984: Beş Yıl Önce On yıl Sonra, Halay ile gidiyor.
Opera ertesi ‘Halay’ yerimiz on ikincilik ve 37 puan. Şimdiye kadar
aldığımız en yüksek puan.
1985: Mazhar-Fuat-Özkan ve Diday Diday... On
dördüncülük, 36 puan.
1986: Dönüm noktası. Klips ve Onlar, Halley ile
Norveç’te... Euruvosion sıralamalarında en yüksek puan ve en iyi
sıra. Dokuzunculuk ve 53 puan. O yıllar dünyanın yakınlarında bir
yerde olan Halley yüzümüze bakıyor.
1987: Belçika’da eskiye dönüş. Seyyal Taner ve Grup
Lokomotif, Şarkım Sevgim Diyor; ama jüriler öyle demiyor. Puan
gelmiyor. Johnny Logan yine kazanıyor.
1988: MFÖ ile yeniden... Bu kez Sufi ile... 21’de on
beşincilik.
1989: Pan, Bana Bana diyor. 22’de yirmi birincilik.
1990: Kayahan ve Gözlerinin Hapsindeyim. 22’de on
yedincilik.
1991: İzel-Reyhan-Can, İki Dakika diyor. 22’de on
ikincilik.
1992: Aylin Vatankoş, Yaz Bitti’yi seslendiriyor.
23’te on dokuzunculuk.
1993: Burak Aydos ile Esmer Yarim. 25 yarışmacı
arasından, yirmi birincilik.
1994: Gitmiyoruz...
1995: Arzu Ece ve Sev. 23’te on altıncılık...
1996: Şebnem Paker ve Beşinci Mevsim. 23’de on
ikincilik ve 57 puan.
1997: 1975’te başlayan bu yolculuğun ve belki
de bu satırların geldiği en iyi yer...Şebnem Paker, Dinle diyor.
Dinliyorlar. Üçüncü oluyoruz.
1998: Tüzmen, Unutamazsın ile 25 ülke arasında on
dördüncü. Yarışmanın birincisi Dana, İsrailli. Hani cinsiyeti
problem olmuştu ya.
1999: Bu kez gidiyoruz İsrail’e. Ecevit yine başbakan.
Tuba Önal ve Grup Mistik, Dön Artık diyorlar. 23’te on altıncı
oluyorlar.
2000: Pınar ve SOS’in Yorgunum Anla’sı 24 şarkı
arasından onuncu. Dönüm noktası bu yıl için de geçerli. Hollanda ve
Fransa’dan 12’şer puan geliyor. Avrupa sesimizi duydu mu bilmiyoruz;
ama telefonlara ve gurbetçilere biz kurban...
2001: Sedat Yüce, Sevgiliye Son derken on birinci
oluyor. Türkiye’ye bir ilk de Sedat Yüce’yle nasip oluyor. Hani
Yunanistan var ya; 10 puan yolluyor Ege’nin öbür ucundan.
2002: Grup Safir ve Leylaklar Soldu Kalbimde. 24’te on
altıncı oluyoruz.
2003: Biliyor ve konuşuyorsunuz. Sertab Erener...
Everyway that I Can... Birinci. Rakamla 1.
Bitirirken:
Bir şeyin altını hemen çizmek gerekli. Bu yarışmaya emeğini,
sesini, bestesini, sözlerini vermiş kimseyi eleştirmeye hakkım yok;
ama bildiğim bir şey var. Bu yolculuk benim ve sanırım kimilerinin
de bir gençlik yolculuğu. Dokuz yaşında başlamışım ve devam
ediyorum. Kaynaklara bakarken seyretmediğim veya dinlemediğim birkaç
yıl olduğunu fark ettim. Dedim ya, niyetim eleştiri değil. Bu bir
dönemin paralelelinde giden yol. Hem de bahara düşen bir yol. Puan
verdik. Vermediler. Puan aldık. Vermediler. Kliplerle orada tanıştık
turistik... Hop Boğaziçi, hop Pamukkale... Avrupa’nın haritası bile
o günden bu yana bir değişik.
Telefon oylaması, internet işin içinde... Türkçe zor lisan
anlamadılar. Bir kez İngilizce ile gittik. Gitmeden patırtısı
kopmuştu bile. Bu bir yolculuktu Avrupa gecelerinde, şehirlerinde...
Hani tribünlerde ayak sesimizi duymasını istediğimiz Avrupa’ya
yolculuktu. Bir dönemin müzikle yolculuğu. Şimdilerde zaten çok
kanallı ömrümüzde, zapların arasında oylamaya denk geliniyor.
Gazeteler de vermiyor artık, akşam ekran başında doldurursunuz diye,
oylama cetvelini. Öyle bir yolculuk...
Bu öylesine bir yazı...
Hani hep bahar gecesi...
Hani hep cumartesi gecesi...
Hani hep umuda yolculuk gecesi...
Ömer Denizer
muskaposta@yahoo.com
|
|