| |
Fildişi sahillerinde yaşayan Dida
halkından Dadie Aime Loh’a göre, “Konuşabiliyorsanız,
düşünebiliyorsanız, şarkı yapabilirsiniz.”
Gerçek şu ki, hemen her
yerde herkesin müziğe yatkınlığı ve ilgisi vardır. Aramızdaki en
karga sesliler bile müziğe karşılık verir; bir ağıdın ürpertisini
hisseder, bir halk dansının kıvraklığında hareketlenir ya da
ürperten bir film müziği eşliğinde yirmi ayaklı dev örümceğin
karanlıktan fırlamasını bekler. İnsanların müziğe doğal bir ilgileri
olduğu anlaşılmaktadır, acaba neden? Müziğin biyolojik bir işlevi mi
vardır? Müzikseverliğin türümüzün evrimleşme sürecine önemli katkısı
olmuş mudur?
Ohio
State Üniversitesi, Kognitif ve Sistematik Müzikoloji Laboratuarı
Başkanı David Huron’a göre, müziksel kapasitemizin kökenleriyle
ilgili her kuramın karşısındaki ilk zorluk, neden müziğin sadece
yaygın değil, aynı zamanda tamamiyle evrensel olduğunu açıklamaktır.
Antropologların izlediği her kültürün kendine ait müziği vardır.
Bazı kültürlerin tarihlerinin bazı dönemlerinde müzik yasaklanmış
olabilir; ama bu müziğin bastırılması, müzik yapma isteğinin yok
olmasıyla aynı şey değildir. Şarkı söyleme tarzları ve müzik
aletlerinin çeşitlilikleri büyük farklılıklar gösterir. Ama hangi
biçimde olursa olsun, sıkça da önemli kültürel geleneklerin bir
parçası olarak, Kuzey Kutbu’nun tundralarından tropik yağmur
ormanlarına kadar her yerde ve ister bir fokun peşinden gitmek için
isterse kuşların ruhlarıyla iletişim kurmak için olsun müzik vardır.
Elbette bir özelliğin varlığını etkili biçimde hissettirmesi, o
özelliğin evrim sürecinde önemi olduğu anlamına gelmez.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) Steven Pinker’e göre
müzik, sadece mutlu bir tesadüf olabilir. Yiyecekleri düşünün...
Tarih öncesi beslenmedeki ani değişiklikler, hominidlerin ya meyve
ya da kalori yüklü yağları sevmelerinden yana gelişmiş olabilir.
Günümüzde ne zaman istersek bu lezzetlerin tadını çıkarabiliriz,
ancak yaşayakalmanın avantajlarının insanlarda çilekli ve kremalı
pasta yeme hevesini geliştirdiğini savunmak zordur. Pinker, kuramsal
olarak müziğin de, gürültülü bir ortamda bireysel sesleri ayırdetmek
gibi daha pratik amaçlarla evrimleşen kognitif düzeneğin içindeki
zevki ortaya çıkarabileceğini söyler ve fikrini şu sözlerle ortaya
koyar: “Müziğin işitsel kremalı pasta olduğundan kuşkulanıyorum. “
Bugüne kadar bu güçlü iddiayı kanıtlayan ya da çürüten olmamıştır,
ama Cambridge Üniversitesi’nden Ian Cross bu teoriye karşı
çıkmaktadır. Cross’a göre bu görüş olsa olsa, “müziği tüketilecek
bir mala dönüştüren kayıt endüstrisini içinde barındıran teknolaşmış
ve kapitalist batı toplumunda son yüzyılda müziğe ne olduğunun”
makul bir tanımı olabilir. Dünyanın diğer yerlerinde, işçileri iş
başında tutmaktan, ruhsal olguları güçlendirmeye varıncaya kadar
insanlar müziğe eğlenceden farklı nedenlerle yaklaşırlar.
Cross’a göre “müzikseverlik insana özgü ve eskidir.” O kadar eskidir
ki, düşünsel esnekliğin kuantum sıçramasında kolaylıkla rol oynamış
olabilir. Müziğin düşünsel esnekliğin mükemmel bir öne çıkarıcısı
olmasının sebebi; içsel olarak herhangi bir şey hakkında
olmayışıdır, dilde olduğu gibi. Dille oynayabilirsiniz, ‘gezerim,
tozarım, ezerim’ ve bu sözcük oyununuza gezip tozmakta olan iri yarı
biri kulak misafiri olursa başınız derde girebilir; ama müzik
aletlerine ya da ‘la la la’ seslerine sadık kalırsanız
emniyettesiniz.
Biraz değişik açıdan bakıldığında, müzik pek çok şey hakkında
olabilir. Bir müzisyen, bir melodinin iniş çıkışlarını sahilde
kırılan bir dalgaya ya da bir kuşun havalanıp sonra da balık tutmak
için dalışına benzetebilir. Bu, bir yerden bir başka yere geçiştir.
Melodi, müzisyene bir parça kognitif akrobasi yaptırmıştır. Ve
müziksel oyun alanının değeri de buradadır: Kimsenin sizi mızraklama
riski olmadan, kavramsal sıçramaları deneyimleme fırsatı sağlar.
Cross, bunun sınanması zor bir hipotez olduğunu
itiraf ediyor: “Müzik onunla iç içe olmayan zihinlerde çok az iz
bırakır.” Kuşkusuz insan düşüncesinin hareketliliği ve bir fikri
alıp başka bir modele uygulayabilme yeteneği, tam olarak insanlığın
bulmayı ümit ettiği izler olabilir. Cross’a göre, “Müzik olmasaydı,
belki de asla insan olamazdık.”
Natural History
Magazine
(www.tzv.org.tr'den alınmıştır)
muskaposta@yahoo.com
|
|