| |
Muska’ya gelince…
Muska’nın isim babası Hakan.
Hakan baktı ki bu böyle olmayacak,
yapılan bütün çalışmalar boşa gidecek, başından beri isim yakıştırmakta
güçlük çektiğimiz müzikal gruba öyle bir ad verelim ki uğurlu gelsin diyerek
Muska adını önerdi. Olur dedi herkes.
Muska adının felsefik öyküsünü
"Önyazı"
başlığında okuyabilirsiniz. Anlamamak serbesttir.
Çalışma hayatı dolayısıyla araya uzun kilometreler girince, müziğin
yaşamımızdaki önem yeri aşağılara inmişti. Eşlerimiz, işlerimiz ve
zam dönemlerindeki yüzdeler daha önem kazanmıştı. Geçmişimizden kopmamak
için kitap bir can simidiydi. Ortak ilgi alanı olarak canlı kalan bağlantı
ucuydu. Artık telefon ve internet konuşmalarında "bugün beste yaptın mı?"
veya "şu yeni çalışmalarımı bir dinle bakalım" yerine "bugünlerde hangi
kitabı okuyorsun?" sözleri ağırlık kazanmıştı. Birbirimize gaz vermek
de işe yaramıyordu.
Sonra birden geçmişimizin, onca emeğimizin, ellerimizin
ve gözlerimizin arasından kayıp gittiğini gördük. Birşeyler yapmalıydık.
Ne son dakikada mutlaka yetişen Amerikan Süvarileri, ne Superman,
ne de Hızır bizi kurtarabilirdi. Bizi ancak biz kurtarabilirdik. Kendi
kendimizin kahramanı olmalıydık.
Hayatın akışı içinde müziğe az yer ayırabiliyorduk, ama belki sesimizi
duyurabilirsek birilerine , önümüzde hayatımızı müziğe yönlendirecek bir
yol açılabilirdi. Tek sorun şişedeki mesajın bir kıyıya ulaşmasıydı.
İşte internet gibi yaygın bir iletişim aracını kullanmaya o zaman
karar verdik ve kendimize bu sayfayı hazırladık ve bu bilgisayar denizine
eski-kirli yeşil bir şarap şişesi içine koyduğumuz
Muska’yı attık.
Rasgele…
muskaposta@yahoo.com
|
|